Halbuki bir peygamber Allah’ın her zaman, her yerde ve her şeyle birlikte olduğunu bilir.
Bunları hatırladıktan sonra dağa dikkatle bir daha baktı. Dağda zeytin ağaçları vardı. Zeytin kutsaldır. Hem beslediği için, hem de geceleri ışığı ile aydınlattığı için. Ama zeytin Rabb’imiz değildir ki! İncir ağaçları da vardı. Ve dağda çobanlar, koyunlar ve köpekleri vardı. Göremediği halde, aynı şeylerin dağın arka tarafında da olduğunu biliyordu. Sonra bir daha baktı, karıncalar, yılanlar, çam ağaçları, papatyalar ve böğürtlenler de vardı. Yine baktı, pınarlar derelere, dereler ırmaklara, ırmaklar denizlere doğru akıp gitmekteydi. Dağda her şey, ama her şey vardı da, görmek istediği Rabb’i yoktu.
Allah’ın, beni göremezsin demekle ne anlatmak istediğini o zaman anladı. Anladı ki, Allah her an her yerde ve her varlıkla birliktedir. Allah’ı kullarından ayrı, başka bir varlık olarak düşünmek mümkün değildir.
O zaman bir daha baktı. Sina dağı ancak, dağ olmayan küçük küçük varlıkların varlığı ile vardı. Irmaklardan çiğ tanelerine, incir ağaçlarından otlara, kayalardan toz tanelerine ve koyunlardan solucanlara kadar! Onlardan hangisi yok edilse, dağ bir o kadar yok oluyordu. Koca dağ, üzerinde taşıdığı varlıklardan ayrı düşünüldüğünde parça parça oluyor, yok olup gidiyordu. Allah sözünü tutmuş ve dağa tecelli etmişti.
Musa anlamıştı, eskilerin söz ettiği bu dağ bildiğimiz dağlardan değildi. Dağ çok büyük bir varlık demekti ve en büyük dağ, maddi âlemin kendisiydi.
***
Peki ama, dağa bakmasını söyleyen içindeki o ses neydi?
Haz. Musa düşündü, mademki her şeyle birliktedir, şu halde yakındaki şeylerle daha kolay görülüyor olmalı! Uzaklara diktiği bakışlarını yavaş yavaş yakına çekmeye başladı. Yakına, daha yakına, daha da yakına. Kendisine en yakın yine kendisi idi. Önce ayak parmaklarını gördü, sonra dizlerini, sonra ellerini. Gözlerini göremiyordu ama vardılar. Yoksa onlarda mı Allah ile birlikteler? O güne kadar hep kendisinin zannettiği ayaklarına ve ellerine bir daha baktı. Yoksa kendisinin değil miydiler?
Burada, Uhud savaşındaki Son Peygamberi hatırlamamak mümkün değildir. Düşman tarafından atılan bir taş eline rast gelmiş ve işaret parmağını ezmiştir. Ağrısının çok arttığı bir sırada diğer eliyle yaralı parmağına dokunup şöyle dediği anlatılır,
“ Ey parmağım ne sızlarsın! Sonuçta sadece sızlayan bir parmak değil misin? Ne kırıldın, ne düştün! Üstelik de bu derde yok yere değil, hak yolunda uğradın.” 2
Son Peygamber Haz. Musa’nın kulluk anlayışını anlatmakta ve Haz. Musa sormaktadır, peki ama her şey Onunsa ve Onunla birlikte ise Musa nerede? Dağdan sonra, Musa kendisinin de parçalanmaya başladığını hissediyordu. Şaşkınlık ve çaresizlik içinde gözlerini kapadı. Yoksa Musa denen varlık kendi içinde saklı bir şey mi? İçinde görülmeyen bir tebessüm, duyulmayan bir ses vardı ve bu ses gördüklerinin gerçek, anlayışının doğru olduğunu fısıldıyordu. Gözlerini açtı, yoksa tanrıyı mı görmüştü? Yoksa tanrı kendisimiydi?
Musa yanında büyüdüğü firavunu hatırlayıp gülümsedi. O da kendisini tanrı sanmıyor muydu? Sonra ağabeyi Harun’u, kavmin yaşlılarını ve karısını hatırladı. Gözlerini kapadıkları zaman onlar da hissetmiyorlar mı aynı duyguları? Nitekim kimi zaman kendisine yapılan bazı eleştiriler de bu nedenle değil miydi?
“ Rab yalnız Musa ile mi söyledi? Bizim vasıtamızla da söylemedi mi? sayılar 12/2”
“ Artık yetti! Çünkü bütün cemaatin her biri mukaddestir ve Rab onların arasındadır. Niçin Rabb’in çoğunluğu üzerine kendinizi yükseltiyorsunuz? sayılar 16/3”
Bilmedikleri bazı şeyler olmakla birlikte, temelde haklıydılar. Hayır, herkesle ve her şeyle birlikte olan Allah’ı görmemişti ve asla göremeyecekti. Gördüğü sadece kendisiydi ve kendisi, hiçbir şeyi olmayan bir hiçti. Yaratıcı Allah’ı görmek, kendi hiçliğini görmek ve sonsuz varlığın bilinmezliğini bilmek demekti. Haz. Musa işte o zaman gerçeği anladı ve büyük bir şaşkınlıkla kendinden geçti.
***
Bu mantıkla yoksa Feurbach’ın dediği yere mi geldim? Yoksa başkaları gibi, farkında olmadan ben de içinde yaşadığım bilinçsiz doğayı mı tanrı edinmeye başladım? Yoksa Panteizm dedikleri bu mu?
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin