Bu çalışmayı Tutankhamon’un hazinelerini arayarak tamamlayacağımı önceden söyleseler inanamazdım. Nereden, nereye!
Artık kendi anlayışımın sonuna geldiğimi ve bu yolculuğun bittiğini düşünüyordum. Öyle ya, Allah kelimesinden daha ötede ne var ki? Ancak gerçek kelimelerin ötesindeymiş ve olaylar çoğu kere insanın beklediği gibi gelişmiyormuş.
Galiba yılbaşına iki üç gün vardı, havanın erken karardığı bir akşamüzeri Beyoğlu’ndan dönüyorum. Tepebaşındaki otoparka yürürken bayram için hazırlanan hediye fuarının parlak neon ışıklarında durakladım. Biraz bakınsam nasıl olur?
İçeri girdim, ışıl ışıl süslü küçük reyonlarda yok, yok. Önce hanıma saatli bir anahtarlık, oğluma minik bir cep radyosu, kızıma bir manikür takımı.
Fakat o da ne? Bir Kleopatra kabartması ve hemen yanında renkli kapağında altından bir Firavun maskı parlayan bir kitap! Bu kadar incik boncuğun arasında bir kitabın ne işi var? İsmi de bir garip, Teb!
Teb ne demek acaba? Başımı kaldırdım, serginin arkasında ince uzun bir tanıtım tabelası, Yeni Yüksek Tepe Kültür Derneği. Tezgahın arkasındaki genç kız ilgilendiğimi görünce firavunu tanıttı,
- Bu Tutankhamon’dur!
Mısır, firavunlar ve Tutankhamon hakkında az çok bilgim vardı, ancak genç kız on sekiz yaşında öldüğünü söyleyince üzüldüm, bilmiyordum. Acaba değişik bir şeyler okumak beni dinlendirmez mi? Eski Mısır kültürünü severim, üstelik de bu günlerde moda. Piramitler, firavunlar ve sırlar! Cüzdanımı yeniden çıkarırken genç kız devam ediyor,
- Konferans ve seminerlerimiz de var! Telefonunuzu bırakırsanız sizi arayıp haber verebiliriz.
Olur, deyip telefon numaramı bıraktım ve çıktım.
İtiraf etmeliyim ki Teb sıradan bir kitap değildi. Şimdi size bu kitaptan ve başka kaynaklardan not aldığım birkaç alıntıyı aktarmak isterim. Umuyorum siz de seveceksiniz.
***
“Antik Mısır, eski kültürlerin arasında en göz kamaştırıcı olanıdır. Mısırlılar kendi ülkelerine sıcak topraklar anlamına gelen Kem (kum) derlerdi ama, Mısırı tanıdıklarında hayran kalan Grekler şaşırtıcı acayip ülke anlamına gelen Agyptos (ecipos) ismini verdiler. Bugün kullanılan İngilizce Egypt (Ecip) ismi, Agyptos kelimesinin deforme olmuş şeklidir.
Nil nehrinin iki tarafındaki ovalarda yaşayıp ölen bu kavruk insanlar geride bıraktıklarıyla insanlık tarihi üzerinde öylesine derin bir iz bıraktılar ki, bugün bile birçok kimse onların uzaydan geldiğini, ya da en azından uzaylılardan yardım gördüğünü düşünmektedir.
Mısır tarihinin taş devrine kadar uzandığı biliniyorsa da, bilinen tarihi İsa’dan 3100 yıl önce Memfis şehrini kuran firavun Menes’le başlar ve İsa’nın doğumuna 30 yıl kala firavun Kleopatra ile son bulur.
Mısır, firavun Menes’le son firavun kraliçe Kleopatra arasındaki bu üç bin yıl boyunca, zaman zaman değişen ve hanedan denilen otuz kadar aile tarafından yönetilmiştir. Her firavunun ortalama on yıl iktidarda kaldığı varsayılırsa, üç bin yıl içinde üç yüz kadar firavun gelip geçtiği söylenebilir.
Mısır’ın Firavun Menes’le başlayan yükselişi, 4. hanedana mensup Snefru, Keops, Kefren ve Mikerinos’la, İ.Ö. 2181 yılına kadar devam eder.
İ.Ö. 2181-2133 yılları arasındaki 7. ve 10. hanedanlar dönemi, Mısır’ın ihtilaller, istilalar ve afetlerle sarsıldığı bir dönemdir.
İ.Ö. 2133-1786 arasındaki 11 ve 12. hanedanlar döneminde başkent Memfis harabe haline gelmekte, imparatorluğun merkezi olarak Teb önem kazanmaktadır.
İ.Ö. 1786-1650 arasında, Hiksoslar denilen bir tür avam tabakanın hakim olduğu 13 ve 16. hanedanlar dönemi belirsizdir. Ancak halkın bu dönemden nefret ettiği, öylesine ki sonradan üstünde yürüdükleri için sarayların döşeme taşlarını bile söküp atttıkları söyleniyor.
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin