İnsanlığın son tapınağı, artık Haz. İbrahim’in inşa ettiği Kabe’dir. Firavunların, en tepesinde tek başlarına oturmak istemeleri üzerine Haz. İbrahim piramitlerin eğik duvarlarını düzeltmiş ve tanrılaşan insanı zirveden aşağı indirmiştir. Bir piramidin en tepesinde sadece kıyamet görünürken, Kabe’nin dört duvarı arasında şimdi sonsuzluk görünmektedir. Artık insanlığı, yine dört yüzü ve yine sekiz kenarı ile Kabe temsil etmektedir.
Sekiz değil, on iki kenarı mı var?
Hayır, on iki görüyorsunuz ama gerçekte sekiz kenarı var. Çünkü üstteki dört kenar, alttaki dört kenarın aynısıdır. Üstteki dört kenar; varlığın başlangıcında yaratılan, kıyamet günü de bizimle birlikte yine var olacak olan alttaki dört kenardan başka bir şey değildir. Bu şu anlama geliyor, toprak su hava ateş olarak tanıdığımız maddi varlık sonsuza kadar bizimle birliktedir. Dirilişimiz, tıpkı bugün olduğu gibi maddidir.
Şimdi orijinalindeki kadar belirgin olmasa da, Kabe’nin iki duvarı diğer iki duvarından biraz daha uzundur. Bu uzun duvarların biri akıl, diğeri ruh dediğimiz bilimsel bilgidir. Diğer iki duvardan biri beden, biri nefistir. Akıl ve ruh duvarları niçin daha uzundur? Çünkü beden ve nefis hayvanlarda da olduğu halde, akıl ve bilgi ancak insana mahsustur ve bu nedenle daha kıymetlidir.
Son kutsal tapınağın sorumluları, şimdi başta Müslümanlar olmak üzere tüm insanlıktır. Eğer kıymetini bilmeyecek olursak, 3000 yıl önce piramitlerin başına gelen, korkulur ki yarın Kabe’nin de başına gelecektir. Hâttâ gelmiştir bile! Görmüyor musunuz önce kapılarını kapadık. Yetmedi tavanını örttük, o da yetmedi kara perdelerle örtüp gizledik.
Biliyorum bakarsak kendimizi göreceğiz. Biliyorum, içinde sakladığını asla görmek istemiyoruz. İyi ama nereye kadar saklayacağız? Söyleyin, Kabe’nin taş duvarları niye örtülüdür? Söyleyin ne işe yarıyor bu örtü?
Yemendeki Himyer krallarına Tübba denirmiş. Tecrid-i Sarih’te, Kabe’yi ilk örtenin Yemendeki son Himyer kralı Esad Ebu Kerib olduğu, bir rivayete göre de Peygamberin onun hakkında, tevhit ehli bir Müslüman olduğunu söylediği bildiriliyor. 6
Kabe’yi örtenin Tübba olduğu kesin gibi, çünkü bu fiili başka üstlenen yok. Ya tevhit ehli Müslüman olduğu? Bakalım Müslüman mıymış?
“ Tübba halkı ve daha öncekiler! Onları helak ettik, çünkü onlar günaha batmış insanlardı. Kuran/ Duhan 44/37”
“ Eyke’liler ve Tübba kavmi. Hepsi Resulleri yalanladı da, duyurulan azap hak oldu. Kuran/ Kaf 50/14”
Afrika’da aç açık insanlar ölüyorken Kabe’yi örtmek için kumaş fabrikası kuran Müslümanlar! Şimdi ya bu örtünün ne işe yaradığını söyleyin, ya da gelin şu ayetleri yeniden bir daha tefsir edin!
Edemediniz mi? Şu halde bekleyin.
***
Sevgili Tutankhamon! Allah sana rahmet etsin. Çocuk denecek bir yaşta ülken, milletin ve insanlık uğruna çok bir şey anlayamadan göçüp gittin. Ama üzülme! Binlerce yıl sonra olsa da seni bulduk ve seni anladık. Anladık ki uğursuzluk sende değil, bizim kendi nefislerimizdedir. Şayet senden önceki bazı firavunlar da kendi nefislerine uyup bu basit gerçeği karıştırmasalardı, büyük babamız İbrahim belki de Kabe’yi inşa etmezdi. Böylece birimiz piramitlerde, birimiz Kabe’de ayrı düşmezdik. Kabe’nin de piramitler gibi seven bir kalp olduğunu biliyor musun?
***
G. A. Livraga, Teb ismini verdiği kitaba şu cümlelerle başlıyordu,
“ Eski Yunanlılar, (Yedi kapılı Teb) adını verdikleri bir Yunan kentiyle karıştırmamak için, Teb’e (Yüz kapılı Teb) adını vermişlerdi.
Bu bile başlı başına bir gizemi içermektedir. Eğer eski insanların bir yerden bir yere varmak için birkaç kilometre yürümeyi olağan saydıklarını düşünecek olursak, bir kapının diğer kapıdan en az 500 metre uzakta olduğunu kabul edebiliriz. Bu durumda yüz kapı için, çevresi 50.000 metre olan bir şehir görmemiz gerekirdi. Halbuki gerek arkeolojik veriler ve gerekse kalıntılara kuşbakışı bir gözlem bile, şehrin asla bu kadar büyük olmadığını gösteriyor.
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin