Şimdi hepimiz bir yandan gündüz kayığında, bir yandan gece kayığında gitmekteyizdir. Fiziksel ölüm her iki kayığımızın battığı yerdir. Seyahatin nasıl geçtiği ise kıyamet dediğimiz diriliş günü anlaşılacaktır.
Antik Mısırın yeniden dirilişe değil de reankarnasyona inandığını zanneden Livraga bir kez daha yanılmıştı. Öyle anlaşılıyor ki sadece İslam’ı değil, mensup olduğu Hıristiyanlık inanışını da yeterince tanıyamamış. Reankarnasyon düşüncesi, kıyamet ve diriliş bilgisinin bozulmuş halinden başka bir şey değildir.
İsterseniz efsaneyi şimdi bir kere de kendiniz okuyun. Nasıl, beş bin yıl önceki bu büyük savaş, ustanın anlattığı büyük savaşa çok benziyor değil mi? İnanıyorum ki eski Mısır halkının İslam’ı seçmesi boşuna değildi.
***
Atıyor muyum, yoksa yakıştırıyor muyum?
Hayır, ne atıyorum ne de yakıştırıyorum. Sadece sizin din dediğiniz şeylere ait bilgi topluyorum ve aktarıyorum. Eğer atıyorlarsa, vebali atanların boynuna.
Ve işte o vebali yüklediklerimden bir hatıra daha.
Ebu Said-i Hudri anlatıyor;
“ Peygamber bir konuşmasında şöyle buyuruyordu;
- Kıyamet günü yeryüzü, tandırda pişen pide gibidir. Sizin onu ocakta çevirdiğiniz gibi, Allah da yeryüzünü kudret eliyle çevire çevire düzler, bu muazzam pideyi cennet ehline yolculuk azığı olarak hazırlar.
Tam bu sırada konuşmayı dinleyenlerden bir Yahudi söze girdi;
- Ya Ebe’l Kâsım! Allah seni mübarek kılsın. O gün cennetliklerin bu pideye neyi katık ettiklerini de ben söyleyeyim mi? Peygamber;
- Evet söyle, dedi.
- Muhammet’in dediği gibi, o gün yeryüzü gerçekten dümdüz bir pide gibi olur. Bu pidenin katığı da Bâlâm ile Nun’dur.
Orada bulunan Müslümanlar anlamayıp sordular;
- Bunlar da nedir? Yahudi cevap verdi;
- Bâlâm öküz, Nun balıktır. O gün yetmiş bin cennetlik bu iki hayvanın ciğerlerinden yiyecektir.
Yahudi’nin bu sözleri üzerine, Peygamber hayret ve sevinçle arka dişleri görülünceye kadar güldü.” 8
Size atmadığımı söylemiştim değil mi?
Öküz nefsimiz, balık aklımızdır. Dirilince bize verilen ilk yiyecek de işte bu ikisinin ciğerleri, yani bu dünyada yaptıklarıdır.
***
İtalyan araştırmacı bu güzel çalışmasını şu cümlelerle tamamlıyordu,
“ Eminiz ki ileri sürdüğümüz ve yerleşik kanaate ters düşen pek çok şey, bir çok kimsede gerekli yankıyı bulacak ve eski Mısır’ın gizemini yeniden şekillendirmelerine yardımcı olacaktır. Çünkü gittikçe hızlanan zaman içinde, artık yeni olasılıklarla karşılaşmanın zamanı gelmiştir. Teb fiziksel bir mekan değildir, Teb bir bilinç hâlidir. Bu el kitabını, Teb dediğimiz gizeme ve o gizeme ulaşmaya çalışanlara armağan ederken, (Gizli Konut) isimli papirüste yer alan eski bir Teb duasını bir kez daha fısıldıyorum. ( Ne mutlu Teb’de yaşayana, ne mutlu Teb’de ölene!) ”
Teşekkürler Livraga! Hepimiz o gizeme ulaşmak için çalışıyoruz ve eminim bir gün ulaşacağız. Amon rahiplerinin emekleri seni, senin emeklerin bizi aydınlattı. Bizim emeklerimiz ise bizden sonrakileri aydınlatacak.
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17
Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin