Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Tapınaklarla piramitler Mısırın en sağlam ve heybetli yapılarıydı. Halkın oturduğu kulübeler ise kerpiçten, ya da çamur ve sazdan yapılırdı. Bu kulübelerin pek çoğu her yıl taşan Nil nehrinin su baskını ile yıkılır, sonrasında düzenlenen bereket şenliklerinde büyük bir neşe içinde tekrar yapılırdı.
Otuz yaşını biraz geçince çeşitli hastalıklarla ölüveren bu mutlu halk zamanlarının birazını kendileri için ayırır, çokça görkemli sarayların içindeki firavun için çalışırlardı.
Firavun kelimesi tanrının görünen temsilcisi anlamına gelirdi ve bir firavuna adıyla hitap edilmezdi.
Görünen tanrı firavun neredeyse tamamen ahşaptan yapılmış bir sarayda yaşar, sarayın yapımında kullanılan sedir ağacı ve kızıl kum taşı gibi bazı malzemeler Lübnan ve Suriye gibi uzak ülkelerden gelirdi.
Firavun yılın büyük bir kısmını imparatorluğu dolaşmakla ve resmi törenlere katılmakla geçirir, bazen evcil şebekleriyle birlikte şifalı adam otu topladığı, tazılarıyla kaz avlamaya gittiği de olurdu. Tabii gerektiğinde aslanlarıyla birlikte ordunun başına geçip düşmanla savaşması da gerekiyordu.
Firavunun hazır bulunmak zorunda olduğu törenlerden biri de kutsal ekmek bayramı idi. Üzerinde ölümsüz yaşam sembolünün kabartmaları bulunan kocaman yuvarlak ekmekler pişirilir ve firavuna sunulurdu. Firavun yirmi dört saat durmaksızın bu ekmekleri böler, görevliler de bu ekmekleri uzman rahiplerin son nüfus sayımına göre bildirdikleri sayıda daha küçük parçalara ayırırlardı. Sonra, firavunun dokunduğu bu ekmek parçaları atlı arabalar veya gemilerle yola çıkar, tüm ülkeye dağıtılırdı. Ülkenin en ücra bir köşesinde yaşıyor olsa bile herkesin bu ekmekten almaya hakkı vardı ve ekmek alamayan herhangi bir kimsenin şikayeti, en yüksek mevkideki görevlilerin bile hayatına mal olabilirdi.
Firavunun haremi, rahibeler gibi bir yaşam süren resmi kraliçe ile soylu prenseslerden oluşurdu. Ancak firavunun kraliçe veya prenseslerle birleşmesi Amon rahiplerinin uygun gördüğü özel koşullara bağlıydı. Bu kutsal birleşmenin gerçekleşmesi için, Amon’un sırrının ananın ruhuyla tek vücut olması gerekiyordu. Krallığın ve genetik sürekliliğin devamı için bu gerekliydi.
Tapınaklarda olduğu gibi sarayın yapısı da özel olarak tasarlanmıştı. Kapıların, duvarların, tavanların, havuzların, mobilyaların, kısacası her şeyin bir anlamı vardı ve firavunun bu gizli anlamı bilmesi gerekiyordu.
Gerçekte binlerce yıldır süregelen bu kurallara bağımlılığı nedeniyle, aslında köle olan halk değil firavun kendisiydi.
Firavun tanrı sıfatıyla her şeyin üzerinde gibi görünse de, bunun gerçekte böyle olmadığını hem halk, hem de firavun kendisi çok iyi bilirlerdi. Firavunun huzuruna çıktıklarında secde etmeleri zorunluydu ama, Mısırlılar bunu firavun tanrı olduğu için değil, tanrıyı temsil ettiği için yaparlardı. Bu secde bugün artık unutulmaya yüz tutmuş duyguların, sevgi, sadakat, tevazu ve güvenin gizli bir ifadesiydi.
Büründükleri gizlilik nedeniyle haklarında çok şey bilinmez ama, Mısır’ın gerçek yöneticileri firavunlar değil rahiplerdir. Söz ettiğim bu rahipler ölen veya hastalananlarla ilgilenen sıradan rahipler değil, ölümün arkasındaki bir yaşamın sırrını saklayan Amon rahipleridir.
Yüksek düzeyde bir Amon rahibi diğer görevlilerle birlikte yılda bir kez Teb’den yola çıkar, Amon’un flamalarını taşıyan gemilerle Nil boyunca tüm köyleri dolaşırlardı. Kahinlerin uygun gördüğü köylerde gemi kıyıya yanaşır, rahip köyde o yıl doğmuş olan çocuklardan en az birini Teb’deki rahipler okuluna götürmek üzere seçip alırdı. Seçilen çocuğun ailesi köyde büyük saygınlık kazanır, onurlanan köy halkı şenlikler düzenleyerek bu olayı kutlardı.
Teb’de ikinci bir seçme sınavına tabi tutulan bu çocuklardan en yeteneklileri mürit olmak üzere Amon okuluna ayrılır, diğerleri hekim, arşiv memuru veya asker yetiştirilmek üzere muhtelif eğitim merkezlerine gönderilirlerdi. Bildiğimiz kadarıyla müritlik eğitimi son derece zordu ve Amon uğruna dünyevi yaşamın tamamen feda edilmesi gerekiyordu. Buna karşılık

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş