Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Akhenaton’un eşcinsel veziri Smenhkare ile birlikte on yedi yıl hüküm sürdükten sonra intihar ettiği, ya da bir kadeh şarapla zehirlenerek öldürüldüğü söylenir.
***
Akhenaton’un ölümünde Amon rahiplerinin rolü var mıydı bilmem ama, dokuz yaşındaki üvey oğlu Tutankhaton tahta çıkarken Amon rahipleri de tahtın yanında durmaktadırlar. Amon rahiplerinin vesayeti altında ilk yapılan iş, firavunun adını değiştirmek olur. Küçük firavunun adı artık Tutankhamon’dur. Yani, Amon’un gölgesi!
Genç firavun yayınladığı bir buyrukla Tanrı Amon’u yeniden ön plana çıkarırken, Amon rahiplerinin sahip olduğu ayrıcalıkları da geri verdi. Bununla birlikte Akhenaton’un tanrısı Aton’a tapınmayı yasaklamadı.
Hükümdarlığının dokuzuncu yılında ve henüz on sekiz yaşındayken, Hitit’lerle savaşan müttefiklerine yardım birlikleri gönderdiği bir sırada çok genç öldü. Esrarengiz güçlerini onun sayesinde yeniden elde eden Amon’un kutsal rahipleri yeni bir dini karışıklığa meydan vermemek üzere onu süratle başkası için hazırlanmış küçük bir anıt mezara gömerken, çok değerli ve tılsımlı bir çok eşya hediye etmeyi de unutmadılar.
Ne var ki 19. sülale döneminde, Amarna kralları olarak bilinen Akhenaton, Smenhkare, Tutankhamon ve Ay’ın isimleri firavunlar listesinden silindiğinden, bir süre sonra Tutankhamon’un mezarının yeri bile unutulur olmuştu.
20. sülale döneminde ise hemen yanına 6. Ramses’in mezarı yapıldı ve vadinin kenarına boşaltılan taş parçaları Tutankhamon’un mezarının üstünü örttü. Esasen mezar öylesine küçüktü ki, yüz yıl kadar sonra taş ve kumların arasında çoktan görünmez olmuştu. Bu nedenle, krallar vadisinde sistemli bir araştırma yapılana kadar mezara kimse ulaşamadı.
Tutankhamon’un anıt mezarına ilk kez 1922’de İngiliz araştırmacı Lord Carnarvon ve arkeolog Carter girdiler. Giriş holünde mobilyalar, heykeller, giysiler, silahlar, asalar, süs eşyaları vardı.
Tutankhamon’un mumyasını hole bitişik küçük bir odanın içinde iç içe geçmiş üç tabutun içinde buldular. En içteki tabut, 2 cm. kalınlığında ve 200 kg. ağırlığında som altından yapılmıştı. Genç firavunu örten sargıların arasında çok sayıda mücevher ve tılsım vardı. Çürümüştü. Yüzü, yine altından yapılmış bir maskla örtülüydü. Taş lahdin hemen yanında firavunun iç organlarının konulduğu kapaklı dört toprak kavanoz vardı. Birinin kapağı öküz, birinin kapağı aslan, birinin kapağı kartal, birinin kapağı ise insan şeklindeydi.
Lord Carnarvon mezarın bulunuşundan sonra ateşli bir hastalık sonucu öldü. Daha sonra arkeolog Carter’in de aynı ateşli hastalık sebebiyle ölümü, sır dolu bir uğursuzluk efsanesinin başlamasına neden olmuştur.
Bugün bilim, esrarengiz ölümlerin çürüyen cesetten yayılan bakteriler nedeniyle meydana geldiğini açıklıyor olsa da, bu dedikodular halen bitmiş değildir. Öyle ki bu yüzden genç firavunun mumyası bile diğer mumyalar gibi kahire müzesine götürülmemiş, bulunduğu mezar odasında yalnızlığa terk edilmiştir.”
İşte antik Mısıra toplu bir bakış! Umarım beğenmişsinizdir.
***
Nil’in iki yakasında iki şehir. Biri doğu yakasında yaşayanların şehri, biri batı yakasında ölüler şehri!
Yaşayan şehirdeki muhteşem sarayları ve tapınakları anlamak mümkün. Ama ya ölüler şehrindeki piramitler! Yüz binlerce insan hayatı, milyonlarca ton taş blok ve binlerce yıl bitip tükenmeyen bir çaba. Sonuç, sadece çılgın güneşin altında eskiyen bir piramit! Neden, niçin?
Bir mühendis ya da mimar, böylesine devasa bir yapının ancak iki nedenle inşa edildiğini bilir. Ya çok büyük yaşamsal bir fayda, ya da büyük bir inanç! Piramitler hangi nedenle inşa edildiler acaba?
Savunma, üretim, ulaşım, ticaret gibi hiçbir hayati fonksiyon taşımadıkları açıkça görünüyor. Şu halde büyük bir inancı dile getiriyor olmalılar. Nedir o inanç?
Teb isimli kitabı değişik bir şeyler okuyarak dinlenmek üzere almıştım ve buraya kadar her şey çok güzeldi. Ancak şimdi iş değişti.

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş