Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Erkek milleti kıskançtır, doğru. Fakat bu nedenle farkında olmadan kadınları toplumdan tecrit ediyor, başka haksızlıklara yol açıyorlar. Gerçi bunun nedeni biraz da kadınlar kendileri değil mi? Takvanın ne olduğunu anlamadıkça örtünmelerinin ne yararı var ki! Neyi niçin ve nasıl örtmeleri gerektiğini anlamadıkları sürece nasıl örtünebilirler ki! Evet, bu konu tedbir almayı gerektiren önemli bir konu ve eşleri kendisine yardımcı olabilirler. Kendisi onlara, onlar diğer kadınlara. Ani bir kararla eşi Ümmü Seleme’ye sesleniyor,
“ Ya Ümmü Seleme! Diğer kadınlarımızı da çağırınız da biraz konuşalım. Zira dünyada nice giyinik kadınlar vardır ki, ahrette çıplaktırlar.” 8
Kimdir o dünyada giyinik göründüğü halde ahrette çıplak olan kadınlar?
2000 yılının nisan ayında olacak, cuma hutbesinde konuşan genç bir imam bu hadisi anlatmış ve sonra şöyle yorumlamıştı,
- Bazı kadınlar tül gibi şeffaf şeyler giyiyorlar, içleri görünüyor. Bu büyük günahtır. Bakın, Peygamber bu tür elbise giyenlerin ahrette çıplak olduklarını söylüyor!
Kadınların çıplaklığını savunuyor değilim ama dondum kaldım. En az yüz elli kişi dinliyor ve ses çıkarmam mümkün değil. Bir peygamberin sözü bu kadar insafsızca, bu kadar düşüncesizce nasıl çarpıtılır?
***
Sonra bir zina davası, oldukça müşkül bir dava. Kadınlar Peygamberin tüm çabalarına rağmen sanki kendi kendilerine intihar ediyor gibiler. Hadisenin kahramanları, daha sonra Tebük seferine katılmayarak azarlanan üç kişiden biri olan Hilal bin Ümeyye ile karısı Havle binti Kays ve Şerik bin Sehmâ’dır. Neler olduğunu Abdullah bin Abbas anlatıyor,
“ Hilal bin Ümeyye bir gün Peygamberin huzurunda, - Karım beni Şerik bin Sehmâ ile aldatıyor, diye şikayette bulundu. Peygamber Hilal’e, - Ya dört şahit getir yada iftiranın cezası bir dayağa hazır ol, dedi. Bunun üzerine Hilal, - Ey Allah’ın resulü! Bizden biri karısının üzerinde bir erkek görse, bırakıp şahit aramaya mı gidecek? diye itiraz etti. Peygamber, - Sen şahitlerini hazırla, yoksa arkana seksen değnek vurulacak demeye devam etti. Hilal, - Ya Resulallah! Allah’a yemin ederim ki ben doğru söylüyorum. Ve yine eminim ki Allah beni doğrulayacak bir ayet gönderecektir, dedi. Bu sırada Cebrail indi ve, ( Kendi eşlerine zina isnat edip de kendilerinden başka tanıkları olmayan erkeklerin şahidi, Allah için doğru söylediklerini iddia eden dört yemindir. Beşincide, eğer yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun, der. Bu durum karşısındaki kadın, dört yeminle kocasının yalan söylediğini söylerse, bu ondan cezayı düşürür. Kadın da beşincide, eğer yalan söylüyorsam Allah’ın laneti üzerime olsun, der. Allah’ın lütuf ve merhameti olmasaydı neylerdiniz? Hiç kuşku yok ki, Allah pişmanlığı seven ve her şeyi bilendir. Nur 24/6 ) ayetlerini indirdi. Bunun üzerine Peygamber kadına haber gönderip çağırdı. Kadın gelince önce kocası Hilal iddiasını tekrarladı ve yemin etti. Sonra kadın dört kez yemin ederek bu iddiayı reddetti. Beşinci yemine sıra geldiğinde Peygamber, - Allah biliyor ki ikinizden biri yalan söylüyor. Şimdi son kez hatırlatıyorum, sizden biri yemininden tövbe edip geri dönmek ister mi? diye sordu. Hilal hemen yemin ettiyse de bu sözler üzerine kadın bir an durakladı. Hâttâ biz kadını vazgeçecek ve suçunu itiraf edecek zannettik. Fakat sonra kendini topladı ve, - Şu vakte kadar şerefle yaşamış ailemi bundan sonra rezil edemem, diyerek tekrar yemin etti. Taraflar ayrıldıktan sonra Peygamber, - Bu kadına iyi bakın! Eğer iri gözlü ve geniş kalçalı bir çocuk dünyaya getirirse, o çocuğun Şerik bin Sehma’ya ait olduğunu zannederim, buyurdu. Kadın hakikaten bu tipte bir çocuk doğurdu. Bunun üzerine Peygamber, - Eğer Allah ayet indirmemiş ve uygulanmamış olsaydı bu kadının elimden çekeceği vardı, buyurdu.” 9

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10

Bu Yazıyı Paylaşın | Bu yazıyı yazdırın | PDF olarak kaydedin

Kapat
E-posta ile paylaş