Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Son peygamberin oldukça yorucu ve üzüntülerle dolu bir yaşam sürdüğünü biliyoruz. Yaşadığı bu üzüntülerden biri, İslam tarihinde ifk hadisesi olarak bilinir. İfk, Arap dilinde iftira demektir. Aşağıda göreceğiniz gibi, maksadım lüzumsuz ve münasebetsiz bir hatıra anlatmak değil. Bu hatıranın Haz. Cebrail ve nefsimiz ile ilgili önemli bilgiler içerdiğini düşünüyorum.
Başından geçenleri Haz. Ayşe kendisi anlatıyor,
“ Peygamber sefere çıktığı zamanlarda eşlerinden birini de yanına alır, bunun için de aralarında kura çekerdi. Mustalık oğulları seferine çıkılacağı zaman da kurada benim ismim çıkmış ve Peygamber ile beraber sefere çıkmıştım. Bu sefer, örtünme ayeti indirildikten sonra idi. Ben deve üzerine konulan kapalı bir bölmede seyahat eder, konak yerlerinde yine bu bölme içinde indirilirdim. Sefer bitip de geri dönerken, Medine’ye yaklaştığımız bir yerde mola verdik. Devamı »

Şeytan ayetleri hakkında bazı şeyler hissettiğimi, tekrar geri döneceğimi söylemiştim ya, bunun çok kolay olmadığını bilmenizi isterim. O günden bu yana tam üç yıl geçti. Ne zaman düşüncelerimi yazıya dökmek istesem içimde bir şüphe;
- Ya gerçek anladığım gibi değilse?
Beni düşündüren şu;
Çok iyi biliyorum ki, Kuran’ın ayetleri genellikle konuya veya olaya bağlı olarak, surelerin içinde kopuksuz bir bütünlük gösteriyorlar. Şu halde, aynı olaya ait olduğu için aynı surede olması gereken bu üç ayetin farklı surelere dağılması neden? Yoksa şeytan ayetleri gerçekten bir iftira mıydı?
Duygularım karmakarışık. Elbette gerçeğe çok yakın olduğundan şüphem yok ama, sonuçta bütün düşündüklerim sadece bir yakıştırma değil mi? Devamı »

Dinleyici olarak katılmak istiyorsanız içeri girin ve oturun, zira Haz. Meryem’in duruşması başlamak üzere.
Ve mübaşir önce davacı tarafa sesleniyor,
- Davacı Bilim!
Davacının avukatları çok! Fizik, kimya, tıp, felsefe, mantık vs. giriyorlar. Sonra da davalılar,
- Davalılar Haz. Meryem, Haz. Cebrail, Haz. İsa!
Haz. Meryem’in avukatı benim ve dava birazdan başlamak üzere.
İlk söz davacı Bilimin. Avukatları aynı anda konuşuyor, aynı iddiayı dile getiriyorlar.
- Sayın hakim! Din denilen bu olgu insan toplumları için şaşkınlıktan ve şaşırtmacadan başka bir şey vermiyor. Söyledikleri bu kadar yalan yanlış yetmiyormuş gibi, bir de ruh dedikleri bir bilinmezlik uydurarak bir insanın babasız oluşabileceğini söylüyorlar. İnsanlığın geleceği adına bu uydurmalara bir son verilmesini, sorumluların kamuoyu vicdanında mahkum edilmelerini talep ediyoruz. Söylediklerinin yalan olduğuna tüm dünya şahittir. Doğal yaşamdaki üreme kanunları delilimizdir. Eğer söylediklerinde samimi iseler, babasız tek bir insan meydana getirsinler de görelim! Devamı »

1997 yılının Berat kandili günü İsmet amcayı ziyarete gittim. Hatırını sormak, kandilini tebrik etmek istiyorum. Ziyaretime önce sevinmişken nedenini öğrendiğinde yüzünü ekşitti,
- Sende mi? dedi.
Şaşırdım, ne yanlış yaptım ki? Sonra açıkladı,
- Yalandan kandillerle Müslümanların kafası karıştırılıyor. Oysa Kuran tek bir kutsal gecenin varlığından söz eder ki, o da kadir gecesidir.
Şaşkınlığım hepten arttı,
- Yani böyle bir kutsal gece yok mu?
- Hayır yok! Kıymet bilen kulları için Allah’ın bütün geceleri kutsal değil midir?
İsmet amcanın yanından biraz sarsılmış olarak ayrıldığımı söylemeliyim. Yok öyle mi?
Belleğimde tazeliğini hâlâ koruyan eski bir bilgi ayağa kalkıyor,
“ Din bir aldatmacadır.” Devamı »

Hangi yıldı unuttum ama, galiba seksenli yılların sonlarında olacak. İkindi namazı vaktine yetişebildiğime göre de bir sonbahar mevsimi olmalı. Ancak günlerden Perşembe olduğunu çok iyi hatırlıyorum. Çünkü Dede dostlarını perşembe günleri ziyaret eder.
Öğle tatilinde bir koşu gidip aldım. Fatihteki evin önünde arabadan inerken;
- Selam söyleyin, dedim. Ben iş dönüşünde uğrar sizi alırım.
- Güle güle dedi, işlerin rast gelsin. Gecikecek olursan acele etme, ben seni beklerim.
İş dönüşü arabayı park edip yürürken ikindi ezanı okunmaya başlamıştı. Yer minderleri ve eski yazılarla döşeli salona girip oturanlarla selamlaştıktan sonra usulca kapıya yakın bir yere çöktüm. Sekiz on kadar misafir var ve Dede orta yaşlı biriyle sohbet ediyor. Konu Haz. Süleyman ve konuşan karıncalar. Devamı »

- Yani, Haz. İsa bir gün yeniden dirilip dünyaya inmeyecek mi?
- Hayır!
Dede ne düşünüyor bilmiyorum ama, İsmet amca bu soruma hayır dediği gün hem şaşırmış, hem de gizliden memnun olmuştum. Zaten inanmakta güçlük çekiyordum, hiç olacak şey mi? Hadi kıyamet günü herkesle birlikte neyse ama, peygamber de olsa ölen bir insanın gökyüzünde bir yerlerde dirilip dünyaya ineceğini aklım almıyordu. Sormaya devam ettim;
- İyi de bazı hadisler Haz. İsa’nın Müslüman olarak gökyüzünden yeryüzüne ineceğini, bütün kötülükleri kaldıracağını ve herkesin Müslüman olacağını anlatmıyor mu? (1) Hâttâ yanlış hatırlamıyorsam hadisin sonunda şöyle deniyordu; Güvenilir bir çok sahabeden nakil edildiği için, her müminin yoruma bile ihtiyaç duymaksızın bu habere inanması lazımdır.
- Hadisler bazı kere yanlış anlatılıyor, bazı kere de yanlış anlaşılıyor. Kuran’ın açıklama yaptığı konularda, hadislere itibar etmek yanlış olur. Şu ayetlere bir baksana, Devamı »

Sayfalar:1234567

Kapat
E-posta ile paylaş