Mürit Kefer

Mürit Kefer’in Hatıra Defteri

Kim haber vermişti hatırlamıyorum ama, duydum ki Dede rahatsızmış. Ayaklarındaki mantar azmış, yürüyemiyormuş. Namazı bile zor kılar olmuş.
Eşimle beraber hatırını sormaya gittik. Önce göstermek istemedi ama ısrar edince çoraplarını çıkardı, parmak uçları sararmış bez parçaları ile sarılıydı. Sonra onları da çıkardı. Gerçekten de kötüydü, cılk yara içinde. Daha önce de birkaç kez olmuştu dedi, kendi bildiği ilaçlarla tedavi etmeye çalışıyormuş.
Bizde de olduğunu, son gittiğimiz doktorun verdiği ilaçların çok iyi geldiğini söyleyip hastaneye götürmek istedik. Yürüyecek halde değildi ve ayaklarının o hâliyle evden çıkmak istemedi.
Hiç olmazsa bir süre de bizim kullandığımız ilaçları kullansa! Buna razı oldu ve ilaçların parasını verdi. Devamı »

Eyvah, kıyamet!
Denizler kaynamakta, dağlar pamuk gibi atılmakta, dünya büyük zelzelelerle sarsılmakta. Yıldızlar birbirine girmiş, güneş ve ay birbirine çarpmış darmadağın. Kainat yok oluyor. Tüm insanlar panikte ve kaçacak hiçbir yer yok! Korkudan hamile kadınların bile çocuğunu düşürdüğü bir dehşet ânı. Allah intikam alırcasına tüm varlığı yok ediyor. Yeniden yaratmak ve herkese hesap sormak üzere. Peki neden?
Nedenini yıllar sonra öğrendim, korkumuz boşuna değilmiş.
“ Ey insanlar! Rabb’inizden korkun! Çünkü kıyamet vaktinin depremi müthiş bir şeydir! Hac22/1 ”
“ O gün yeryüzü ve dağlar sarsılır; dağlar çöküntü ile akıp giden kum yığınına döner. Müzemmil 73/14 ”
Eyvah! Durum gerçekten bu kadar kötü mü? Hiç mi çare yok, acaba o çok şey bilen bilim de mi bir şeyler yapamaz?
Maalesef! Devamı »

Son Peygamberin anlattığı Kıyamet alametlerinden bir diğeri Deccal’dir. Sözlük anlamıyla, gerçeği saptırıp aldatan, şaşırtan, karışıklık çıkaran demekmiş ve Peygamber onu şöyle anlatıyor;
“ Bu gece rüyamda, ıslak uzun saçlarını taramış, esmer ve yakışıklı bir kimse gördüm. İki kişinin arasında ve kollarını onların omuzlarına atmış Kabe’yi tavaf ediyordu. - Bu kimdir ? diye sordum. - Meryem’in oğlu Mesih İsa’dır, dediler. Sonra Onun hemen arkasında, kırmızı yüzlü, kıvırcık saçlı, sağ gözü sakat birini daha gördüm. O da her iki koluyla bir adamın omuzlarına abanmış öyle tavaf ediyordu. - Bu kimdir? diye sordum. - Mesih Deccal dediler.” 1 Devamı »

Peygamber bir hadiste şöyle diyor,
“ Ben son peygamberim. Benden sonra peygamber yoktur.” 1
Boşa demiyor, bir de ayet var.
“ O Allah’ın resulü ve nebilerin sonuncusudur. Ahzab 33/40”
Gençliğimde bir ara bu söze çok sinirlendiğimi hatırlıyorum. Oh, ne güzel! Hem peygamberim deyip insanları kandır, sonra da yetmiyormuş gibi sonuncuyum, benden sonra yoktur de!
Haz. Muhammet son peygamber olduğunu söylerken kerameti kendinden menkul bir sözle kendini mi yüceltiyor, yoksa anlatmak istediği başka bir şey mi var?
Galiba zamanı geldi. İçin için gizlice bilimi sevdiğim halde, yirmi iki yıl boyunca tarafsız kalmaya gayret ettiğim ezeli kavgaya tekrar geri dönüyorum. Devamı »

Atamız Âdem kimdi?
Yakın zamana kadar büyüklerimiz ilk insanın Âdem olduğunu söylüyor, biz de evet diyorduk. Öyle ya, her şeyin olduğu gibi insanın da bir başlangıcı olması gerekmiyor mu?
Ta ki bir İngiliz bilim adamı ortalığı karıştırıncaya kadar. Onunla birlikte bilim ve din arasındaki eski bir kavga yeniden ateşlendi ve hâlâ devam ediyor. O bilim adamı Charles Darwin’dir.
“ 1809 yılında seçkin bir ailede doğdu. Tıptan papaz okuluna kadar uzanan ve hepsi de yarım kalan başarısız bir öğrencilik hayatı oldu. 1831’de 22 yaşındayken Beagle adlı bir bilim araştırma gemisiyle uzun bir yolculuğa çıktı. Kıyıya çıktıkları her yerde uzun, güç ve tehlikeli keşif gezilerine çıkıyor, çevreyi inceleyip örnekler topluyor, notlar alıyordu. Yolculuk beş yıl sürdü ve 1836’da İngiltere’ye döndü. Devamı »

Allah hakkında söylediğimiz yeşil yalanları hatırladınız mı? Uzun yıllar sonra fark ettim, meğer söylediğimiz yalanlar hep yeşil değilmiş, bazen kırmızı da olabiliyormuş. Hem de oldukça kırmızı, kan kırmızısı!
Söz ettiğim İslam’da şiddet kavramıdır ve Tecrid-i Sarih’i okuyorum. Abdullah bin Mesut Peygamberin Mekke’de eziyet çektiği günleri anlatıyor;
“ Peygamber bir gün Kabe’nin yanında namaz kılıyordu. Ebu cehil, Ümeyye, Ukbe ve bazı arkadaşları da yakında oturuyorlardı. Derken biri diğerlerine şöyle dedi,
- Hanginiz yan komşuda kesilen devenin bağırsaklarını Muhammet’in üstüne atar? Devamı »

Sayfalar:1234567

Kapat
E-posta ile paylaş